Cursed Child

İki günde bitirdim kitabı. Özlemişim Harry Potter’ i gerçekten. Tekrardan o dünyada olma duygusunu hissettirdi bana. Serinin öbür kitaplarını da çok hızlı bi’ şekilde okumuştum. Çocukluğumu anımsadım. Harry Potter dünyasında yaptığım role playları anımsattı bana. Kocaman büyülü bir dünya…

Bitmiş, gitmiş ergenliğim.

Dönüp dolaşıp tekrardan geldim buraya.  Gideceğim, kullanmayacağım artık kastı beni burası dedim. Halbuki en rahat ettiğim yer burasıymış benim. Girmediğim bir kaç gün boyunca bana iyi duygular hissettiren yoga yazılarını özlediğime karar verdim en çok. Evet Tumblr’ ı seviyorum tabii. Ama amacında kullanılırsa, çizerlerle, fotoğrafçılarla tanışmak takip etmek için hoş bir ortam sunuyor, doğru. Ama içini boşaltabileceğin bi’ yer değil. Lisede okurken, okul sonrası takıldığımda daha güzel bir yerdi orası. Artık öyle olmadığını farkettim. Duygularım hala çelişkili, evet. Ama sanki biraz daha aklı başında gibi hissediyorum. Tutarsızlıklarımın olmadığını söylemesem yalan olur tabii.

 

Hafta sonu bir şişe şarabı devirip, bütün duygularımı haykırınca kendimi kuş gibi hissetmeye başladım. Sanki bütün kötülükleri akıtıp rahatlamışım gibi. Güzel bir terapi yöntemi oldu bu bana. Her insan arada sırada yapmalı dozunu arttırmadıkça. Sonunda mide bulantısı hissetmesen sarhoşluk dünyanın en güzel duygularından biri bence.

Gözünü seveyim tumblrın.

Yok… yani ne kadar denediysem yapamıyorum. WordPress’i terk edeceğim gibi gönüyor. Çünkü Premium üyelik olmadan hiç-bir-şey yapamıyorum. Blog yazarken kasılıyorum. Rahat hissetmiyorum. Tam evet iyi kötü bir tema ayarladım buldum. Güzel bir müzik paylaşayım şurada dedim. Ama ne göreyim hesabınızı PREMIUMA Yükseltin diyor. Elimi kolumu bağladı resmen.

 

Ben çekilip gidiyorum arkadaş. Tumblrda yaylana yaylana takılırım ergen kankilerimle fena mı?

Tema

100 küsür free temanın içinden kendime yer edinemedim. Üzgünüm WordPress seni de sevemedim. 100 küsür teman var ama oldukça kısıtlayıcı. Ben her zaman kontrol bende olsun isterim. Avatarı azıcık sağa, yazıları sola. Yazıların olduğu bölümü  daha geniş pikselde yapmalıydın mesela. Sığışamıyorum. İçim daralıyor. İstediğim gibi yazamıyorum. Görsel tabanlı olsa diyorum bu sefer de yazıların boyutu DEVASA. Kısıtlıyorsun, premium almaya zorluyorsun. Yapma… Bizler geleceğin aktif kullanıcılarıyız.

 

Mutsuzum anlıyor musunuz? Oturup 1 saatimi buna harcadım ve elimde bir hiçle geri döndüm. Şikayetçiyim malesef.

Çatışma

Uzun süre bir şeye ara verdiğinde körelmek en doğalıdır. Kullanmadığın uzuvların zamanla körelir. Spor yapmazsan kasların eskisi gibi iyi olmaz. O yüzden istikrar önemli eğer hayatta bir amacın varsa.

 

Kendi içimde olduğum kısır döngüyü hafifçe tırmaladım bugün. Çizim yaptım. (ALKIŞ.)

Ama çizdiğim süre boyunca kendimi yargılayıp eleştirdim. Çizerler bilirler. Çizime daldığında bir objenin ya da portrenin estetiğine boğulduğunda sol beyin (eleştirme, yargılama, zaman algısı) devreden çıkar . Ya da sağ beyindeki fonksiyonlar daha baskın çalışır da diyebiliriz. Zamanın nasıl geçtiğini unutursun. Her şeyin çizdiğin şeyin ne kadar harika olduğudur.

 

Ama elin, gözün köreldiğinde  o iş öyle olmaz. Eleştirel sol beyin hep oradadır.  Figür çalışırsın içinden torso kısa kaldı lanet olsun, o uzuv öyle değil ki, hayır hayır bacakla kol arasındaki mesafe o kadar mıydı şimdi. Gözün körelmiş çalışman gerek, ÇALIŞMAN GEREK…  Kendini eleştirip yargılamaktan çizimini doğru düzgün yapamazsın. Ama oysa ki boşa alman gerek beynini kalem ve kağıdın akması gerek. Rahatlaman gerek. İhtiyaç olan tek şey bu aslında.

 

Kendini özgür bırak.